9 Ağustos 2010 Pazartesi

Başka


Başkalaşım
Başkalaşmak
Başkalaş(ma)ma
Başka
Baş
Aşk
aaaaa
Şaka

Biyolojik bir terim olmaktan ötedir "başkalaşım". Aslında sırrı kendinde saklı bir süreç. Daha daha daha derken daha daha ve daha sonra da ölmek belki, belki de hiç ölmemek aslında. Sırrı bu kısır döngünün, bu paradoksun başının ve sonun olmayışında saklı belli ki. Bir larva nasıl bir kurbağa oluyorsa ve bir tırtıl nasıl bir kelebeğe dönüşüyorsa, süreci incelediğimizde başkalaşım geçiren henüz geçirmeyenler için başkalaşmak anlamına geliyor. Bu başkalaşma hali yeni formunda ise başkalaşmama ve benzeme oluyor. Oysa bu yeni halinde de o bir "başka". Sonra süreci belli bir aşamaya taşıdığında artık kendisi bir "baş" oluyor ve herşey ona "başka"... aaaa bir de bakmışız ki bu bir şaka: AŞK...

Nasıl mı?
Duygusal olarak hergün başkalaşıyoruz. Gerçekte bize ait olanı bulabilmek uğruna sürekli bir arayış içerisindeyiz. Ne olduğumuzu,nerden geldiğimizi ve nereye gidiyor olduğumuzu o kadar merak ediyoruz ki kendi başkalaşım sürecimizi uzattıkça uzatıyoruz. Sırrı derinlerde arıyoruz belli ki. Arasıra etrafta ne olup bitiyor diye merakla incelerken hoşumuza giden ve ilgimizi çeken şeylerin bize ait olduğunu sanıyoruz. Sandıkça onları da kendimize katıyor ve başkalaştırıyoruz. Sürekli başkalaşıyoruz. Hergün biz biraz daha başkalaşıyoruz. Bu ivme o kadar büyük oluyor ki herkes bize sen ne kadar değiştin gibi cümleler ediyor. Her defasında daha da başka geliyoruz herkese. Ancak azalan bir ivmemiz var ki ( sanırım ) bir süre sonra yine kendimizdeki başkalaşımı unutuyoruz ve etraf bize başka geliyor, herkes ve herşey bize başka geliyor... Etrafın ivmesinden daha düşük bir ivmemiz olduğu için artık değişemez oluyoruz görece... Herkes ve herşey belki de biz de buna dahil artık sürecin kendini yenilemesini bekliyoruz ya da sonu bekliyoruz... Ne olduğunu bilmediğimiz o ana son dersek eğer...
Son aslında bir şaka:

Oysa öyle anlar var ki süreç içerisinde ne olduğunu asla bilemediğimiz. Başkalaşım geçirirken başka olmak, sonrasında hep başka kalmak ve bir gün başka olarak görmek, AŞK...
Neye, ne zaman, nasıl ve niçin olduğunun anlaşılmasına bir gerek yok o yüzden.

Sensin "Başka" ve sen zaten "Başka"ydın ve sen hep "Başka" olacaksın, ben ise "bam-başka" "AŞK"a.

23 Haziran 2010 Çarşamba

ADIM



Fısıldandığı ilk andan beri kulaklarıma
Bilmiyormuşum gibi herkesin bana sürekli hatırlattığı ADIM
Zor gelse de bazen,yönü olmasa da çoğu zaman
Birileri çekse ya da itse, durmadıkça olduğum yerde
Hep birADIM

Hiç kutuplarda olmadığım halde
Soğuk ve karanlık geliyor
Sevmediğimden değil de
Basit olamamak zoruma gidiyor

Kendiliğinden çözümü olsa bu denklemin
Bir noktası olsa bu cümlenin
Hissederek aldığın her nefesin
Bildiğin ADIM, attığın ADIM



Akıyor


Ördüğün her seti aşıyor


Alıp beraberinde seni de götürüyor


İçine düşen her şeyi çözüyor


Dışında duranı yakıyor


Sana doğru yaklaşıyorken anca anlıyor,


Ya geçmişe kızıyor,


Ya gelecekten korkuyor,


Sövüyor da sövüyor,


Ne dememi bekliyor,


İnan kimse bilmiyor.

15 Haziran 2010 Salı

SANDIK!



Sormaya cesaretimiz olamayan şeyler var, işte onlar sandıklarımız. Kimseyle paylaşmadığımız ve tavan aramızda duran, içine bildiğimiz bilmediğimiz herşeyi tıktığımız sandıklarımız.

İnandıklarımızın üstüne inşa etmiyoruz yaşantılarımızı belli ki! İnanmadıklarımızın üzerine yaşıyoruz. İnanmadıklarımızı kabul ettirecek öngörüler oluşturuyor ve sanılarımızı inandıklarımız haline getiriyoruz. Kırılma noktası geldiğinde yeni bir sanı geliştirip geçici hayal kırıklıklarımızla tekrar silbaştan.İdellalerimizi ve ideolojilerimizi, aşklarımızı sevgilerimizi, kayıplarımızı kazançlarımızı, yalnızlığımızı ve yalanlarımızı, beraberimizde çığ gibi büyüttüğümüz her şeyimizi sandıklarımızın sandığında saklıyoruz.Gün gelip açtıkça o tozlu sandığımızı, sandığımız ve haklı çıktığımız anılarımızı çıkartıveririz ordan. Hatalarımızı daha da gömeriz, onca sanımızın altında birkaç tane doğru sanımız vardır, bize onlar yeter, ve biriktirdiklerimizi de gömeriz sandığımıza.Gülüyorum hayatın bu yüzüne ve hata yapmayı seviyorum, sanmıyorum ve soruyorum. Sanma Ki! Sandıkta herşey işte.

Expectationless Entity




I don’t know what you look like

I’ve never seen your beautiful eyes your hair your smile

I haven’t ever dreamed about you

I never saw you anywhere before

I don’t have visions about future meetings

Your not on my mind all day long

Cause I don’t know what you would be

Your not in my thoughts

Cause I wouldn’t know what to think of you

I am expecting nothing
Cause if you ever happen you’ll be perfect already

Done wanting, done crushing, done pining

Sick of constant friendly love

Without crazy love to proceed or follow

I’m finished being put on hold

I open myself to what the universe will bring

Not gonna try and win a heart

Cause we’ll be without worry or not be at all

You, my expectationless entity

We are meeting for first time again

You are falling as hard for me as I am for you

In my letting go you become more of what I want

In my letting go I become more of what you want

You want me and I want you, and there’s no way around it

I love you in morning noon and night

You are my dream come true in never expecting you

You are about to blow my mind and I yours

There is no need for me to change my course

Of course, there is no need for you to change


I am not expecting you

For you I desire

I am not expecting you

You are my want

I am not expecting you


Surprise -we- expect nothing and

Get Everything