14 Temmuz 2011 Perşembe

Rüyadan Alıntılar


Ben bu rüyayı sürekli görüyorum. Tülsüyü seven adamın canlı canlı gördüğü ve tüm dünyaya haykırdığı gerçekliği gibi benim de rüyam. Bazen sabah melteminin gecenin sıcaklığından beni sıyırışıyla uyanırken tadı damağımda kalıyor, bazen nefesimde boğulacak gibi oluyorken yaşama beni tutunduran o son anın unutulmazlığı ve karşı konulamazlığı.
Bazen seni tüm yalınlığınla, tüm çıplaklığınla ve tüm gerçekliğinle hissediyorum, bazen seni hissediyorum ama araladığım tüm kapıların arkasındaki boşluk hissi ile ürperiyorum, varmış gibisin ama yoksun, Yoksun! Yoksa Var Mısın?!
Bir varmışsın , bir yokmuşsun...
Oysa ben az uyuyorum, üstelik gördüğüm rüyaları da hatırlamayı beceremiyorum. O zaman yoksun değil mi? Böyle de olamaz diyorum peşin sıra, tadı damağımda, nefesim düğümleniyor, görüyorum seni ordasın, varsın değil mi?
Ben var mıyım? varlığımı ve varlığını göstermek için Tülsü'yü seven adamdan ders almalıyım belki. Hani ondan ders almak için aramıyorum kendisini dersem yalan söylemiş olurum.
Ben yok muyum? yokluğumu ve yokluğunu görmek için hiçliğin herşey olduğu bir karadeliğin genişleyen ağzına sırtı dönük atlıyorum.Işığı görüyorum ama karanlığa gidiyorum, ışıkta benimle geliyor. Belki de bir enayiyim, sanki hiçliği aydınlatacak bir ışık varmış gibi...
Diyelim sen varsın ama ben yokum, ben varım ama sen yoksun
O zaman Tülsü'yü seven adam ben oluyorum, sen de Tülsü ya da tam tersi... O kadar cesur değilim galiba hayata böyle delicisesine bağlı...
Ben bu rüyayı sürekli görüyorum, artık biliyorum ordasın ama Yoksun, sen de bununla mutlu oluyorsun, var olmaktan ve yok olmaktan...
Bir varmışsın ve bir yokmuşsun....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder